Çocuk sahibi olmak kararını verdiğimiz
andan itibaren, annelik misyonunu
yüklenmeye başlamışızdır. Annelik şimdilerde
çatışma yaratan ve kadınları zorlayan bir statü ve
misyon haline geldi. Çünkü günümüz kentli kadını,
ev yaşamının dışında iş yaşamında da etkin olmaya
ve önemli görevler üstlenmeye başladı. Çalışma yaşamı,
kendi iç koşulları gereği ve erkeklerle rekabet edebilme
zorunluluğu sonucunda kadının evine ayırdığı zaman
dilimi son derece sınırlı olmaktadır. Bu durum kadının
annelik rolü ile statüsü arasında sıkışmasına ve zaman
zaman ciddi sorunlar yaşamasına yol açabilmektedir.
Aynı durum çocuk açısından da ciddi sorunlar oluşturabilmektedir.
Yapılan araştırmalar özellikle ilk beş yaşta çocuğun
anne babayla geçirdiği sürenin duygusal açıdan çok
önemli olduğunu göstermektedir. Çocuğun özgüven düzeyi
ya da kişilik özellikleri ona ayrılan zaman ve bunun
kalitesiyle yakından ilgilidir.
Çocuğunuza zaman ayırıp onunla oyun oynadığınızda
ya da kitap okuduğunuzda verdiğiniz mesaj “Sana değer
veriyorum.” dur.
Günlük yaşam koşuşturması içinde sıkışıp
kalan bir anne “Günün nasıl geçti, karnın aç mı?”
gibi sorularla annelik yapmaya kalkıştığında, çocuk
kendisinin önemsenmediğini, hesaba katılmadığını kolaylıkla
hissedecek, kendine olan güven duygusu azalacaktır.
Çocuğa zaman ayırmanın onun ileriki yaşlarında stresle
başa çıkabilme becerileri kazanma noktasında da çok
büyük etkiye sahip olduğu araştırma sonuçlarıyla ortaya
çıkmıştır.
Çocuklarınızla geçirdiğiniz zaman aranızdaki
bağın kuvvetlenmesini sağlayacağından onun size karşı
daha rahat, duygusal olarak daha bağlı olması, iç
dünyasında hissettiklerini daha kolay ifade edebilmesi
açısından önemlidir. Aksi taktirde sizden uzak, duygularını
gizleyen, içe dönük, sorunlarını paylaşmayan bir çocuk
haline gelecektir. Gelecekte ise belki de psikolojik
pek çok soruna daha açık bir birey olacaktır.
O halde çalışan, kısıtlı bir zamanı çocuğuna
ayırabilecek anneler neler yapmalıdır?
Öncelikle çocuk ile geçirilen zamanın
uzunluğundan çok, içeriği ve kalitesi önemlidir. Şunları
saptayalım: Hep beraber televizyon izliyor olmanız
birlikte zaman geçirdiğiniz anlamına gelir mi? Mutfakta
salata yaparken okulda olan biteni konuşmanız birlikte
zaman geçirdiğiniz anlamına gelir mi? Kesinlikle hayır.
Çocuğunuza ayırabileceğiniz zaman 30
dk. ya da 45 dk. olabilir ama bu zaman tamamen ona
ait olmalıdır, o bilmelidir ki bu zaman onundur ve
o önemlidir.
Başka bir işle ilgilenirken onu dinlediğinizde
verdiğiniz mesaj “Senden daha önemli işlerim var.”
oluyor ve bu da onun ilişkinize yükleyeceği anlamı
ve gelecekteki iletişiminizi şekillendiriyor.
Çocuğuna zaman ayıramayıp suçluluk duygusuyla
maddi istekleri yerine getirmeye çalışan aileler ne
kadar doyumsuz ve gelecekte ne büyük problemlerin
temelini atmakta olduklarını bilseler eminim bundan
vazgeçerler.
Şunu hepimiz bilmeliyiz ki fırsatlar
bizim içimizdedir sadece onu yaratmak istememiz yeterlidir.
Bunun dışında kalan her şey bahanedir. Bahanelere
sığınmayı ve bahaneler yaratmayı önce biz öğretiyoruz
çocuklarımıza. Bir düşünün öğretmek istediklerimiz
bahaneler mi?
Bilimsel çalışmaların da desteklediği
bu bilgiler ışığında çocuklarımıza daha yakın olmamız
onların olumsuzluklarla karşılaşmasını büyük bir oranda
engelleyecektir.
Hayatınızda, kendinize
ve çocuğunuza daha çok zaman ayırmanız ve fırsatlar
yaratmanız dileğiyle...