KOŞULSUZ SEVMEK - 1

Farkında mısınız ama sevgilerimiz gerçek sevgi değil. Ya “eğer” ler ekliyoruz

“eğer uslu bir çocuk olursan, eğer başarılı olursan, eğer .......... seni severim.” diye ya da seni seviyorum çünkü akıllısın, çünkü güzelsin, çünkü başarılısın... Bunu uzatmak mümkün. Dönüp ilişkilerimize bir bakalım. Yaşamımızda ki tüm ilişkilerimizde “eğer...” ve “çünkü .....” bağlaçlarıyla yarattığımız sevgilere sahip değil miyiz. Bunları tüm ilişkilerimiz için temizlemeliyiz ama en çok da çocuklarımızla olan ilişkilerimizde temizlememiz çok önemli

“Odanı dağıtırsan seni sevmem”, “bak seni seviyorum çünkü sen ödevlerini çok güzel yapıyorsun aferin.” Bu durumda çocuklarımız nasıl sevilmiş oluyorlar?

Bir koşula bağlı olacak ve davranışlarına göre seviliyorlar ya da sevilmiyorlar... Bunu bu şekilde hissettirdiğimiz çocuğumuzu bir düşünün.

Kendi varlığı nedeniyle sevilmediğini ama belli koşullar ya da nedenler sonunda sevildiğini algıladığını bir düşünün. Bu çocuk kendini yalnızca kendi olduğu gibi değerli bulacak mı? Özgüveni gelişecek mi? Özsaygısı oluşacak mı?

Bizim ona verdiğimiz mesaj “seni sevmem şunlara, şunlara, şunlara bağlı” olursa o çocuk kendine güvenir mi? Ya da o koşulları sağlamadığında güvensizlik duymaz mı?

Herkes sevilmeyi hak ediyor. Hele doğumunu an be an beklediğimiz, heyecandan uykularımızın kaçtığı, kucağımıza aldığımızda içimizin titrediği kendi çocuğumuz... Sevilmeyi hak etmiyor mu? Sevilmek için kendi olmak dışında yapması gereken başka ne olabilir ki?

Evet çocuklarımızın yanlış davranıştan kurtulup doğru davranış kazanmasını isteriz. Bunu yaparken “sevgi” kozunu kullanmak aslında bizim acizliğimizin bir kanıtı değil mi? İstenen davranışı oluşturmak ya da istenmeyen davranışı kaldırmak için yapabileceklerimiz var ama bu tehdit olmamalı.

Biz çocuklarımızı aslında her koşulda sevmiyor muyuz? Yaramaz olsa da kırıp dökse de, hayırsız uğursuz olsa da zarar gördüklerinde içimiz titremiyor mu?

Biz her şeye rağmen çocuklarımızı seviyoruz. Çünkü gerçek sevgi “.................... rağmen seni seviyorum.” değil midir?

Sevgilerimizi koşulsuz yaşamak ve çocuklarımıza her şeye rağmen onları sevdiğimiz mesajını bol bol vermek dileğiyle...

KOŞULSUZ SEVMEK - 2

Eskiden kızım bana sık sık onu sevip sevmediğimi sorardı. Ben de “tabi seviyorum, insan çocuğunu sevmez mi” türünden yanıtlar verirdim. Sonra üzerinde düşündüm neden kızım böyle hissetti diye? Olan biteni bu gözle irdelemeye başladım. Her anne çocuk gibi bizim de aramızda tatsızlıklar, bağrışmalar oluyor ve olay bir şekilde yatışıyordu. Ortalık sakinleştiğinde onu kucağıma alıp, “Bak İlayda sen benim için önemlisin sen ne yaparsan yap bu değişmez ve seni sevmem senin hep iyi şeyler yapmana bağlı değil. Ben senin doğru davranmanı ve hataları az yapmanı isterim, bunun içinde sana bazı uyarılarda bulunurum. Bunları dinlediğinde daha az sorun yaşarsın.” gibi konuşmaya başladım. Ya da konuşmalarında sık sık “Seninle birlikte vakit geçirmek beni mutlu ediyor”, “Sen harika bir çocuksun”, Senin gibi bir kızım olduğu için çok şanslıyım” “İyi ki varsın” gibi cümlelerle duygularımı ifade ettim. Pek çok ebeveyn çocuğunun, annesinin onu ne kadar sevdiğini bildiğini varsayar. Sevildiğini, önemli bulunduğunu, değer verildiğini duymak kimin hoşuna gitmez ki... Birisi size onun değerli olduğunuzu söylediğinde neler hissettiğinizi düşünün. Bunu çocuğunuza yaşatmak sizin elinizde.

Çocuklarımıza onlara karşı duyduğumuz saf ve koşulsuz sevgiyi gösterirsek ileride (ergenlik döneminde) yaşanacak fırtınalı günleri daha kolay atlatırız.

Kızım şimdi bana artık onu sevip sevmediğimi sormuyor çünkü bunu benden hemen hemen her gün değişik şekillerde duyuyor. Bu ise hiç duymadığı bir şekil “İlayda sen benim için çok değerlisin.”

Yüzünde güller açan bir çocuk görmek isterseniz bunu bir deneyin...

Copyright 2006© "Doruk Gelişim" Her hakkı saklıdır.
www.dorukgelisim.com bir Bora Döken tasarımıdır.