“SON TAHLİLDE...”

Light erkek, şerefsizim, çaylarrr, feminist bilemiyorum yani illaki abi..., inna sabirin, taşfırın erkeği...

Bunlar son günlerde, evlerimizde çarşı pazarda kısaca günlük yaşamımızda çocuklardan ve gençlerden sıkça duyduğumuz kelimeler. Derste bir şey sorduğunuz öğrenciniz “şerefsizim çalışamadım hocam” deyince arkadaşları da “hoca camide, hoca camide” diyerek yanıtlayabiliyor. Bu dizilerin yaşamımızın nasıl da bir parçası olduğunun en güzel biçimde gösteriyor.

Dikkat ederseniz bu durum hem televizyonun yaşamımızdaki payını hem de televizyonun kullanılan dil üzerindeki etkisini kanıtlıyor.

Çocuk, kişilik gelişim sürecinde-ki bu 7 yaşında büyük oranda tamamlamış oluyor-, çevresindeki modellerden etkilenir. Bu, annesi, ablası, teyzesi, amcası, komşu çocuğu olduğu gibi Havuç, Feminist, Çılgın Bediş ya da bir reklam kahramanı da olabilir. Çevresinde etkilendiği, beğendiği, kabul gören ve popüler olan kişilerin konuşma şeklini, kullandığı kelimeleri, giyim tarzını aynen ya da benzer şekilde yansıtabilir.

Çocuğumuzun kişilik bilinci geliştirmesinde ve kullandığı dil konusunda bizim tavrımız da belirleyici olacaktır. Çünkü çocuğun tavırlarına yakın çevresinden, özellikle ailesinden aldığı tepki son derece önemlidir. Bababababa... diye ortalarda dolaşan çocuğumuza normalin üstünde tepki verdiğimizde “bak şuna ne de tatlı söylüyor” diyerek güldüğümüzde onun davranışını olumlu bir şekilde pekiştirmiş, bu ya da benzer davranışı tekrarlama olasılığını arttırmış oluyoruz. Çok sevimli oluyorlar bunda ne kötülük var denilebilir. Yaşamımızdaki her olumsuzluğun temeli aslında böyle küçük küçük şeyler değil midir? Basit, yalın ama etkili olan bu önemsiz ayrıntılar yaşamımızda bir şekilde belirleyici ve etkili olabiliyor. “Kahve milletinin insanları” ya da “9. Fen. A sınıfının öğrencileri” diyerek sınıfa giren öğrencinin hiçbir yaratıcılık içermeyen, alıntı söylemlerle popüler olması ve kabul görmesi onun yaşam boyu taklit etmesine zemin hazırlamaz mı?

Bu yüzden, kişilik bilinci ve kullanılan dilin özgünlüğü açısından çocuklarımızı ve gençlerimizi televizyonun esaretinden kurtarmamız gerekiyor.
Bu hiç dizi izlememeniz veya televizyon izlemeyeceğimiz anlamına gelmez elbette. Ancak çocukların üzerinde kötü etki yaratabilecek karakterlerin bulunduğu dizileri izlememek ve çocukların yaptıklarına ya da söyledikleri sözlere sıradan tepki vererek olumsuz etkileri en aza indirebilirsiniz. Daha önemlisi, ilgi alanları oluşturmasını destekleyerek, birlikte sosyal etkinliklere daha fazla vakit ayırarak, okumaya ve araştırmaya teşrik ederek çocuğunuzun farkındalığını artırmasına ve yaratıcı fikirler geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz. Böylece her yerde karşılaşabileceği olumlu ve olumuz davranışları ayırt etmesi kolaylaşacaktır.

Hep birlikte daha üretken ve keyifli bir yaşam geçirmek dileğiyle...

Copyright 2006© "Doruk Gelişim" Her hakkı saklıdır.
www.dorukgelisim.com bir Bora Döken tasarımıdır.